Trompeti ilk kez eline alan kursiyerlerin çoğu aynı şeyi yaşar. Üfler, üfler, hava gider; ses gelmez.
Bunun nedeni basittir. Trompette sesi çalgı üretmez. Ses, dudakların ağızlığın çanağı içinde titreşmesiyle doğar. Boru bu titreşimi yalnızca büyütür.
Yani üflemek yetmez. Dudakların titreşecek biçimde birbirine yaklaşması gerekir.
İlk hata genellikle şudur: kursiyer dudaklarını gevşek bırakır ve havayı üfler. Hava dudakların arasından süzülür, hiçbir yerde direnç bulmaz, titreşim oluşmaz.
İkinci hata bunun tam tersidir. Ses gelsin diye dudaklar sıkılır, çalgı yüze bastırılır. Bu defa açıklık tamamen kapanır ve yine ses çıkmaz.
Doğru nokta ikisinin arasındadır ve deneyerek bulunur.
Bu yüzden ilk çalışma çalgıyla değil, yalnızca ağızlıkla yapılır. Ağızlık avuç içinde tutulur, dudaklara hafifçe dayanır ve sabit bir hava akışıyla üflenir. Vızıltıya benzeyen bir ses geldiğinde nokta bulunmuş demektir.
Ağızlıkta ses kararlı hâle gelmeden çalgıya geçilmez. Geçildiğinde kursiyer aynı arayışı bu kez daha zor koşullarda tekrar eder.
İlk sesin gelmesi kimi kursiyerde bir ders, kimisinde birkaç gün alır. Bu süre yeteneğin değil, açıklık ile hava akışının henüz buluşmamış olmasının göstergesidir.
Derslerimizde bu aşama ağızlık çalışmasıyla başlatılır ve ses kararlı hâle gelmeden çalgıya geçilmez.